Yağmurlu bir günde Samsun'da bulunmak, Karadeniz'in özgün iklimine bir kez daha tanık olmaktır. Her damla şehrin derinliklerine işler ve gökyüzünden dökülen sularla Samsun, günlük yaşamına farklı bir ritimle devam eder. Gözlemlenen bu durum, belki de şehir halkının yaşam biçiminin bir parçasıdır. Öyle ki, yağmura dair beklentilerini dahi bu iklim üzerine şekillendirmişlerdir.
Masmavi bir gökyüzü beklemeyin Samsun'da. Bulutların dansı ve güneşin saklanması, bu şehirde tıpkı bir yaşam biçimi gibi. Sıkı bir kışlık mont, tercihen su geçirmez bir şemsiye ve tabii ki güneşin sizi selamlamasını beklemeden çıkan bir yüz, Samsun’un yağmurlu havasına mükemmel bir yanıt olacaktır. Kıvrımlı yollarda yağmur altında yürüyen insanları görürsünüz, çünkü Samsunlular yağmurda yürümekten hoşlanır. Bu, belki de insanları sıcaklığına çeken şehrin melankolik ruhunu, özünü ve doğasını yansıtır.
Samsun, yağmur ile hayat bulur ve Karadeniz'deki diğer birçok sahil şehrinin aksine, yağmur damlalarının hareketiyle ritmini belirler. Evinizden dışarıya baktığınızda, çarşının canlı kalabalığı ve trafiğin akışı bile yağmur damlalarıyla karışıyor. Yağmur sonrası mis gibi toprak kokusu her yanı kaplar, birer birer açmaya başlayan çiçekler ise bu nostaljik tabloya renk katar.
Bir bardağın dolusu çay eşlik ederken pencereden izlenilen yağmurun melodisine, insanın içini bir huzur kaplar. İşte, bu huzur; adeta bir sanatçının titizlikle dokuduğu, hayranlıkla izlenen bir resim misali, özenle işlenmiş ve belki de her yağmurlu günde yeniden yaratılan Samsun'un kendine has kimliğini temsil eder.
Bu iklim ve şehirde yaşayanlar, bazen yağmurun getirdiği karmaşayla boğuşsa da, her zaman yağmura aşina olmuşlar ve onu kucaklamışlar. Çünkü onlar biliyorlar ki, yağmurlu bir günde Samsun’da olmak, sıradan bir yaşamı duraksatan, derin düşüncelere sürükleyen ve ruhları besleyen bir deneyimdir.