Sakin ve huzurlu bir sabah. Yarı uykulu gözlerle sokaklara bakarsınız. Çarşamba'nın otantik havası ilk andan itibaren etkisini hissettirir. Adı gibi kendine has bir güzelliği olan bu küçük ilçede, hafta ortası sıradan bir gün başlar. Çarşamba sabahı ruhu, sandığınızdan daha çok evinize, kalbinize dokunacak.
Bu sahil şehrinde yerel renkler, gerçek insana dokunma hissiyatını, çoğu büyük şehirlerin karmaşasında kaybettiklerimizi anımsatıyor. Sabahları köy pazarında alışveriş yapmanın rahatlığı, el yapımı tarhana çorbasının taze kokusu ve sabah namazı ezanının saf güzelliği; çizelgeye dayalı bir yaşamın yerine, doğallığın egemen olduğu bir dünya getiriyor. Ağır ama sağlıklı yaşam ritmi burada tam anlamıyla tecrübe ediliyor. Burada hayatın yorgunluğu yerini, şairane bir melodinin ritmine bırakıyor. samsun bayanım.
Ortalama bir güne nasıl başlanır? Çay ocağında demlenen taze çayı aldıktan sonra ahşap tezgahlarda işe koyulan usta sanatkarlar, kasabın vitrinindeki taze etin sahibi yaşlı adam, deniz kenarındaki balıkçılar... Herkes birbiriyle olan ilişkisinde sıcak ve içten. Hayat; hepimiz için sıradan, ama aynı zamanda sıra dışı ve olağanüstü bir dünyanın ev sahibi.
Öğle saatlerinde, insanları yemeğe çağıran halk pidesinin aroması sokakları sarar. Trabzon ekmeği, tereyağı ve incecik çay bardakları ruhunuzu okşar. Küçük bir çarşıda, sempatik bir kahve dükkânında öğle saati telaşını dinlemek, saatlerce süren bir neşeyi anlamlandırmanın bir yolu olabilir.
Akşama doğru, atmosfer biraz daha yavaşlar. İnsanlar evlerine döner ve ailelerle geçirilen kaliteli zaman başlar. Yemekler paylaşılır, sohbetler edilir ve gülücükler yanaklarda açar. Şairlerin sözcüklerinde yaşayan basit bir çizgi film karakterinin değil, tam da gerçek yaşamın büyüsünü yaşarsınız. Hayatın ne kadar karmaşık olduğunu düşünüyorsanız, Çarşamba'nın sessiz ve düşündürücü akşamları size başka bir bakış açısı sunabilir.
Sonuçta, Çarşamba ilçesinde sıradan bir gün, geleneksel ve mütevazı yaşamın hikayesini anlatır. Hayatın içindeki basit ama etkileyici güzellikleri işaret eder. Herkesin, çamaşır ipinden asılan çiçekli çarşafların, pazardaki taze sebzenin, açık fırında çıtır çıtır ekmeklerin, teyzelerin kapıda yaptığı sohbetlerin tadını çıkardığı yer burasıdır. Çarşamba, kendine has bir biçimde gönlümüze taht kurar ve başka bir yerde asla bulamayacağımız bir sıcaklık, içtenlik sunar. Kısacası, sıradanlığın bile ne kadar özgün olabileceğini gösterir.